Mehmet Teber, çocuklarımızı anlamalıyız Mehmet Teber, çocuklarımızı anlamalıyız

Prof. Dr. Erendiz Atasü, “Osmanlı kültürüne saygım var. Şiiriyle, müziğiyle, mimarisiyle, mutfağıyla müthiş hiç küçümsenecek bir şey değil. Ama halk kitlelerine yayılmamış. Kendi dar çerçevesinde kalmış.” dedi.

Solfasol TV’de Mehmet C. Peker ve Yaren Köse’ye konuk olan Prof. Dr. Erendiz Atasü "Türkiye Cumhuriyeti’nin Temeli Kültürdür" konferans dizisi kapsamında Cumhuriyet, Kadınlar ve Edebiyat başlığında konuştu.

Prof. Dr. Erendiz Atasü, “Devlet kurmuş ülkelerde olan ve bizde olmayan nedir? Üst sınıfın kültürüyle alt sınıfın kültürünün kaynaşması. Bu bizde olmamış. Neden olmamış? Çünkü Osmanlı’nın en büyük, en affedilmez hatalarından biri matbaaya gecikmesi 200-250 yıl, örgün yaygın temel eğitime gecikmesi 200-250 yıl.

Üst sınıf kendi kültürünü halk kitlesine nasıl mal edecek. Eğitimle mal edecek. Halk kültüründeki o yerel güzellikleri nasıl bütün ulusa, ülkeye mal edecek gene eğitimle mal edecek. Bizim iflah olmaz yaramız budur. Muhafazakârlar bunu görmek istemiyorlar. Atatürk’ün kültürün üstünde bu kadar durmasının sebebi de budur aslında.

Osmanlı kültürüne benim saygım var. Müthiş bir şey hiç küçümsenecek bir şey değil. Şiiriyle, müziğiyle, hele mimarisiyle, mutfağıyla her şeyiyle müthiş bir kültür. Divan Şiiri müthiş bir şiir. Ama bir azınlık kültürü. Ulusa mal olmamış. Halk kitlelerine yayılmamış. Halk kitlelerinin kültürü ne olmuş. Kendi dar çerçevesinde kalmış gezginci halk ozanları sayesinde biraz yayılmış. Yunus’tan Karacaoğlan’a Emrah’a Pir Sultan’a kadar.

Yunus’un dili ile ancak şiir yazılır. Temel insanı duygular anlatılır. Sanayileşmeye çalışan karmaşık topluluğun insan halleri, duyguları vs. Yunus’un dili ile anlatamazsınız. Yunus’un dili fevkaladededir ama onunla anlatamazsınız.

Bakınız birçok Afrika kabilesinde kaygı sözü yoktur. Çünkü kaygı duygusunu tanımıyor. Kaygı duygusunu insanlara enjekte eden sanayileşmeden hepimiz yanayız ama her güzelin bir sakıncası var. Onun getirdiği bu kopuşlar ve çatışmalar karmaşıklıklar. Onun için dilin işlenmesi lazım. Dil devriminin yaptığı budur. Kitleye mal olmuş eski sözcüklerden asla vazgeçmem. Ne aşktan ne kudretten ne merhametten ne sefaletten vazgeçerim. Hiçbirinden vazgeçmem. Ama tutkal gibi yapışmış sözcüklerden, metinlerden arınmak lazım ki birbirimizi anlayalım.” dedi.

Kaynak: WOLA