30. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin ulusal yarışma filmlerinden ’’Kıyıda”, “Annesinin Kuzusu” ve ‘’Ceylin’’ filmlerinin gösterimleri, yönetmen ve oyuncularının katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Yönetmenin ilk filmi: “Kıyıda

Yönetmen Büşra Bilginer; “bocaladığım, zorlandığım, film içinde çok şey öğrendiğim bir süreç oldu.”

Genç yönetmen Büşra Bilginer’in mezuniyet projesi olan filmiyle ilgili olarak;  “Mimar Sinan Güzel Sanatlar’dan geçen sene ay mezun oldum. Üniversitede birinci sınıfta hikayeyi yazmıştım. Tamamen bir ailenin içinde herkesin ne kadar farklı yaralar alabildiğini yazdım. Hikaye zamanla evrilerek bu hale geldi. Karakterler çevremde gördüğüm tipler. Çok iyi tanıdığım karakterler üzerine hikaye yazdım. Babanın yokluğunun daha güçlü olacağını düşündük. Varlığını görmektense yokluğunu görmenin daha güçlü olacağını düşündük. Aslında mezuniyet projesi olarak başladım. Sonra mezuniyet projesinin ötesinde bir şey yapmak istedim. Sınırları zorlamak istedim. Boyumdan büyük işlere kalkıştım ama çok şanslıyım ki çok harika bir ekiple çalıştım. Herkes ben bu işin içindeyim diyerek destek oldu. Bocaladığım, zorlandığım, filmin içinde çok şey öğrendiğim bir süreç oldu” dedi.

“Annesinin Kuzusu”

Siz annenizin kuzusu musunuz, yoksa kurbanı mı?

“Fatih Sultan Mehmet: Doğunun ve Batının Ötesinde” belgesel filmi gösterime girdi. “Fatih Sultan Mehmet: Doğunun ve Batının Ötesinde” belgesel filmi gösterime girdi.

Feride Çiçekoğlu: “Acılarımızın büyük kısmını aile içinde ediniyoruz ve bunları konuşmuyoruz.”

Yönetmen Umut Evirgen: “Filmlerimde, gözlemlediğim, maruz kaldığım, maruz bıraktığım şeyleri anlatmak istiyorum.”

Filmin senaryosunu yönetmen Umur Evirgen ile birlikte kaleme alan Feride Çiçekoğlu, filmle ilgili olarak “Alışılmışın dışına çıkmak istedik ama bunu kavramsal bir yerden yapmadık. Hikayenin sahici yanları da var ve bunu cesaretle yazmak istedik ve cesareti için yönetmenimizi kutluyorum. Bize çok çile çektirdiğini düşündüğümüz bir sözümüz var. Kol kırılır yen içinde kalır. Bizim acımızdır bu. Aile çok övülüyor, çok baş tacı yapılıyor. Acılarımızın büyük kısmını aile içinde ediniyoruz ve bunları konuşmuyoruz. Filmimiz kurmaca bir hikaye ama çoğumuz kendimizden izler bulmuşuzdur” dedi.

Filmin yönetmeni Umut Evirgen ise; “Aslında bir taraf tutmamaya çalıştım.  Anneyi, babayı, çocuğu masum ya da suçlu göstermemeye çalıştım. Ben filmler daha çok bana değsin, benimle alakalı olsun istiyorum. Travma diye adlandırmak istemiyorum ama gözlemlediğim, maruz kaldığım, maruz bıraktığım şeyleri anlatmak istiyorum. Bu sebeple böyle bir film tercih ettim. Bu filmde annemle ilgili uğraştım, belki bir sonraki filmde babamla ilgili uğraşırım.” dedi. Maske altına sokmadan bütün benliğiyle kendisinde bıraktığı izleriyle, etkileriyle yaşadıklarını kurmaca karakterlerle anlattığını söyleyen Evirgen, “Akışı çok gerçekçi kurmadık. Tabi ki kurmaca ama bende bıraktığı hisler, duygular gerçek aslında” dedi.

DÜNYADAKİ 650 MİLYON ÇOCUĞUN HİKAYESİ: CEYLİN

Yönetmen Tufan Şimşekcan: “Orhan Kemal’in Bir Zamanlar Çukurova’da hikayesinden bu yana, hatta daha öncelerinden hiç değişmeyen bir sürece tanık olduk, paylaştık.

Ceylin’in yönetmeni Tufan Şimşekcan, gösterim sonrasında yapılan söyleşide, çadır kentteki çocukların süreçlerini gözlemlediklerini ve farkındalık yaratmak için bu filmi çektiklerini söyledi. Şimşekcan, “Filmimizle bu farkındalığı umarım oluşturabiliriz. Çünkü çok acı. Orhan Kemal’in Bir Zamanlar Çukurova’da hikayesinden bu yana, hatta daha öncelerinden hiç değişmeyen bir sürece tanık olduk, paylaştık. Adana’nın pek çok bölgesinde binlerce çadır var. Pek çok çadır kent var. Özellikle kız çocukları 12-17 yaş arasında başka bir çadıra götürüyorlar. Bu çadırlarda da erken yaşta zorla evlendiriliyorlar. Çocuk doğurmaya zorlanıyorlar. Orada bir çocuk, bir yevmiye demek. Çok acı duruma tanık olduk. Binlerce çadırda bu süreç devam ediyor. Bir nevi ortaçağ gibi yaşanıyor aslında. Bizler fark edemiyoruz belki ama filmle farkındalık yaratmak istiyoruz” dedi.

Kaynak: WOLA