30. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin Belgesel Film Yarışması ve Kısa Film Yarışması finalist filmlerinin gösterimi yapıldı. Adanalı sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği festival; söyleşiler, paneller ve özel gösterimlerle sürüyor.

‘’Belgesel Film Yarışması’’ finalistleri seyirci ile buluştu

‘’Belgesel Film Yarışması’’ bölümünde ‘’Komünist Osman’’ ve ‘’İki Nehir Arasında’’ filmleri Adana’da seyirci karşısına çıktı.

‘’Kısa Film Yarışması’’ finalistleri gösterildi

Uluslararası Kısa Film Yarışması’nın finalistlerinden; Benhür Bolhava imzalı ‘’Koyun’’ , Doruk Can Kaya imzalı ‘’Ay Bulutta’’ , Handan İpekçi imzalı ‘’Diyet’’ , Yılmaz Özdil imzalı ‘’aforoz’’ , Elvin Adıgüzel imzalı ‘’Forgive me Tonight’’ ve Kiarash Dadgar Mohebi imzalı ‘’The Steak’’  belgeselleri gösterildi.

Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması’nın finalistlerinden ise Boraz Yavuz Subaşı imzalı ‘’Pamuk Prenses ve Cice’’ , Zeynep Sude Karabulut imzalı ‘’Sonsuza Dek Birlikte?’’ , Ali Olgun imzalı ‘’Unconscious’’ , Hazan Beklen imzalı ‘’İnsan Örtüsü’’ , Orkun Alp Eğinlioğlu imzalı ‘’Gece’’ ve Veysel Ayvazoğlu imzalı ‘’Gözlerini Kapat’’  filmleri izleyiciyle buluştu.

Özel gösterim bölümünde ise ‘’Bars’’ , ‘’Carmen’’ ve ‘’Neruda’’ , ‘’Gölgesiz Kule’’ , ‘’Saman Altında Su’’ , ‘’Sararmış Yapraklar’’ , ‘’Kötülük Diye Bir Şey Yok’’  filmleri; ‘’Aşk, Ateş ve Anarşi Günleri’’ ve ‘’Sinema Hakikatinin İçinde Uzun Bir Yolculuk: Necip Sarıcı’’ belgeselleri izlendi.

“Uluslararası Çizgilerle Özgür Filistin” sergisi Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde “Uluslararası Çizgilerle Özgür Filistin” sergisi Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde

Yamaç Okur’dan ‘’Bir Filmin Festival Yolculuğu’’

Festival kapsamında Çukurova Altın Koza Film Akademisi tarafından gerçekleştirilen paneller,  Yamaç Okur’un konuşmacı olarak yer aldığı ‘’Bir Filmin Festival Yolculuğu’’ ile devam etti. Esas 01 Burda AVM Cinemapink’te yapılan etkinliğe sinema öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Yamaç Okur ‘’Bir filmi yaparken ilk yapılması gereken şey bir takvim oluşturmak. Her işte bu şekilde olmalı. Çok kapsamlı ve ayrıntılı bir takvim ve iş planı olmalı. Elbette hayatımız değişiyor plan da değişebilir. Ama her zaman bir B planı da olmalı. Kısa filmlerde, tamamen seyirciyi düşünerek bir plan yapılması gerekmiyor. İstediğinizi her şeyi özgürce yapıyorsunuz ve böylece farklı şeyler yapıyorsunuz. Kısa filmde hiçbir bahane yok her şey yapılabilir.’’ dedi.

Tufan Taştan ile ‘’İlk Filmin Serüveni’’

Çukurova Altın Koza Film Akademisi tarafından gerçekleştirilen bir diğer panel yönetmen Tufan Taştan’ın konuştuğu ‘’İlk Filmin Serüveni’’ oldu. Cinemapink’te yapılan panelde Taştan, kısa ve uzun metrajlı filmlerde, ilk filmin yapım sürecinden söz etti.

‘SİNEMATOGRAFİNİN GÜCÜ’ PANELİ

 ‘’Sinematografinin Gücü’’ konulu, Görüntü Yönetmenleri Derneği’nin düzenlediği panelde ise yönetmen Serdar Akar, görüntü yönetmeni Eyüp Boz, gazeteci ve sinema yazarı Olkan Özyurt ve Prof. Dr. Nesrin Aysun Yüksel sinemaseverler ile sohbet etti. Görüntü Yönetmenleri Derneği’nden Emre Köktaş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde sinematografinin öneminden söz edildi.

Serdar Akar ‘’Sinemanın kendi dili vardır. Sinemada, açı, ölçek, hareket ve ışık olmadan ve tüm bunları doğru kullanmadan bir şey anlatamazsınız.’’ dedi.

Eyüp Boz ‘’Filme vakıf olan bir yönetmen her zaman tercihimdir. Ama böyle olmuyor her zaman. Bir sürü sorunla baş edebilmeniz için bir paydaşa ihtiyaç vardır. Bunu da görüntü yönetmeniyle daha rahat aşarsınız.’’ dedi.

Olkan Özyurt ‘’90’ların başında Türk filmi izlenir mi, denirdi. Sinemalarda Türk filmi gösterilmezdi. Eşkıya gelince; Hollywood filmi gibi, dendi. Görsel yenilenmeyi Türk Sineması 90’larda başlattı. Sebebi sanırım eğitimli kuşağın gelmesiydi. Sinematografi eldeki hikayeyi görsel bir anlatım ve dille anlatmaktır. Eldeki hikayenin görsel karşılığıdır aslında. İddialı görüntü yönetmenlerimiz var. Bazı filmlerde yabancı görüntü yönetmenleri var ve niye tercih ediliyor tam bilmiyorum merak da ediyorum.’’ dedi.

Prof. Dr. Nesrin Aysun Yüksel, ‘’Sinematografi, izleyiciye görev yükleyerek, izleyicinin başka okumalar yapmasını sağlıyor. Savaş filmlerinin cıvıl cıvıl olmasını bekleyemezsiniz. Atmosferin ve renk paletinin önemi büyüktür. Aklınızdan ne geçiyorsa o olanağı sağlayan bir enstrümanla karşı karşıyayız. Sinematografi çok güçlü. Bunu bir silah gibi düşünün. Bu silahı nasıl kullanmayı düşünmek gerekiyor.’’ dedi.

Kaynak: WOLA